Anasayfa | Kitaplar : Bir Ömrün Hikayesi | Dünden Bugüne Bektaşlı - Rasim ALTINTAŞ   Ben Okuyamam - Müşerref ALTINTAŞ   | info@rasimaltintas.com
 
 
 
 İletişim Bilgileri
 Eposta info@rasimaltintas.com
 

DÜNDEN BUGÜNE BEKTAŞLI

Rasim ALTINTAŞ

1  KAPAK
2  YAZARIN ÖZEÇMİŞİ
3  ÖNSÖZ
4  İLİMİZ, İLÇEMİZ,KÖYÜMÜZ
5  BEKTAŞLI KÖYÜMÜZ (BELDEMİZ)
6  KURULUŞU VE TARİHÇESİ
7  KONUMU
8  YAPILAŞMA DURUMU
9  DEMOGRAFİK YAPISI
10  OKULLAŞMA DURUMU
11  SİYASİ EĞİLİMİ
12  YÖNETİMİ
13  EVLERDE YAŞAM KOŞULLARI
14  AYDINLANMA ARAÇLARI
15  İÇME SUYU VE TEMİZLİK
16  KILIK KIYAFET DURUMU
17  ÖRGÜ VE DOKUMA İŞLERİ
18  TARIMSAL ÜRETİM VE EKONOMİK DURUM
19  BUĞDAYDAN ÜRETİLENLER
20  ŞEKER PANCARI VE AYÇİÇEĞİ ÜRETİMİ
21  YEM BİTKİLERİ ÜRETİMİ
22  SEBZE ÜRETİMİ
23  ÜZÜM VE PEKMEZ ÜRETİMİ
24  HAYVANCILIK
25  HAYVANLARIN BAKIMI VE BESLENMESİ
26  HAYVANLARDAN ELDE EDİLEN ÜRÜNLER
27  SÜTTEN ÜRETİLENLER
28  KÖYLÜNÜN ÖDEDİĞİ VERGİLER:
29  YEMEK ÇEŞİTLERİMİZ
30  YEMEK PİŞİRME
31  YEMEK SERVİS ARAÇLARI
32  KIŞLIK ERZAKIN HAZIRLANMASI
33  SOSYAL KURUMLARIMIZ
34  BAYRAMLAR
35  GELENEKLERİMİZ
36  DOĞUM ADETLERİ
37  SÜNNET ADETLERİ
38  ASKER UĞURLAMA
39  CENAZE DEFNETME
40  HALK ARASINDAKİ YANLIŞ İNANIŞLAR
41  SÖZLÜ EDEBİYATIMIZ
42  ATA SÖZLERİ
43  ÇEVREDE SÖYLENEN SÖZLER:
44  DEYİMLER
45  BİLMECELER
46  TEKERLEMELER
47  MANİLER
48  TÜRKÜLER
49  ÇEVRESEL FIKRALAR
50  ÇOCUK OYUNLARI
 
 
< Geri | İleri >
OKULLAŞMA DURUMU

Cumhuriyet kurulduktan sonra 1927 yılında yapılan nüfus sayımında Türkiye de okuma bilenlerin genel nüfusa oranı kadınlarda binde dört, erkeklerde yüzde yedi civarında idi. Bunlar da Arap harfleri ile yazılmış kitapları okuyorlardı. Bu durum halkın büyük çoğunluğunun cahil olduğunu götermekte idi. Din kitaplarında Arapça “dil” kullanıldığı için okuyanlar da okuduklarından bir şey anlamıyordu. Yazma ise daha zordu ve Arap harfleri ile yazılmış kitapları okuyanların büyük çoğunluğu yazamazdı. Bu durumla ilgili şu fıkra iyi bir örnektir:                                                                                                      Adamın biri mahalle hocasından, Bağdat’ta askerlik yapan oğluna mektup yazmasını istemiş. Hoca: ”ben Bağdat’a gidemem” demiş. Adam:” hoca ben sana Bağdat’a git demiyorum,mektup yazmanı istiyorum” deyince Hoca:“ iyi ama, yazdığım mektubu benden başkası okuyamaz ki.” demiş.

Cahil kelimesi aslında okuma yazma bilmeyenler için kullanılmakta ise de, halk arasında çoğu zaman gençler için  de kullanılırdı. Bir genç, insan ilişkilerinde bir hata yaptı ise kusuruna bakmayın cahil (özellikle kadınlar arasında cahal) derlerdi.

“Bektaşlı Kültür ve Yardımlaşma Derneği’nin hazırladığı dökümanda Bektaşlı’da ilk defa 1922 yılından itibaren eski yazı (Arap harfleri) ile bir köy evinde okuma-yazma öğretimi yapılmaya başlandığı ve bu bilginin o zaman bu öğretimi almış olan yaşlılardan alındığı belirtilmiştir.”

1928 yılında yeni Türk Alfabesinin (harflerinin) kabulü üzerine halkı cehaletten kurtarmak için köylere öncelik tanınmak suretiyle hızlı bir okullaşma ve okuma-yazma seferberliği başlatıldı, Ülke çapında okuma-yazma kursları açıldı. Bu gelişmelerin ürünü  olarak Bektaşlı’da da  1931 yılında beş sınıflı Bektaşlı İlkokulu açıldı. Yetişen öğretmen sayısının çok sınırlı olduğu, köylerimizin pek çoğunda okul bulunmadığı, eğer okul varsa onun da eğitmenlerle idare edildiği o dönemde, Bektaşlı İlkokulunda öğretmen okulu mezunu üç öğretmen görev yapıyordu. 1.sınıf bağımsız  olarak bir öğretmen, 2. ve 3. sınıflarla 4. ve 5. sınıflar da birleştirilmiş sınıf olarak birer öğretmen tarafından okutuluyordu.            İlkokul  Köyün üst kısmında geniş avlusu olan taştan yapılmış sağlam bir bina idi. İçinde üç dersane bir öğretmen odası,  bir salon, odun ve kömür konmak için depo  ile  bir öğretmen evi vardı. Geniş avlunun etrafı kefekten yapılmış duvarla çevrili olup biri doğu, diğeri batı yönünde olmak üzere iki kapısı vardı. Bayrak törenleri ve beden eğitimi dersleri bu avluda  yapılırdı. Avlunun içinde ayrıca bir öğretmen evi binası ile avlunun bir kenarında da kız ve erkek öğrenciler için ayrı olmak üzere yeterli sayıda tuvaletler mevcuttu. 1940 lı yıllarda,  köylünün de (taş ve kefek getirerek) yaptığı katkısı ile avlu içine  bir atelye binası ile avlu dışına  iki öğretmen evi yapıldı.. Atölye binası Köy Enstitüsü’nde yetişen öğretmenlerin öğrencilere sanat becerisi kazandırmak amacı ile kullanılacaktı. Ancak, kısa süre sonra Köy Enstitüleri  öğretmen okuluna dönüştürüldü.  Proramındaki sanat dersleri için ayrılan zaman azaltıldı ve kültür derslerine ağırlık verildi.Yetişen öğretmenlerin sanat dersleri yerine kültür derslerin esas almaları sonucunda atölye çalışmalarına önem verilmedi.Bunun sonocu olarak  burası kullanılmadı ve atıl kaldı.                                           Okulun en önemli eksiği akarsuyunun bulunmayışı idi. Bu yüzden su ile temizlik yapma olanağı olmadığı gibi avluda ağaç yetiştirme olanağı da yoktu. Bundan dolayı avlu boş ve kuru idi. Öğrenciler tenefüslerde su içmek için uzak olmasına karşın diğerlerine göre daha yakın olan Kadirağa Çeşmesi’ne koşarak gidip gelirlerdi.   

Dersanelerin günlük temizliği ile sabahleyin sobaların yakılması işi, okulun bir hademesi tarafından ve o gün sınıf nöbetçisi olan iki  öğrencinin yardımı ile yapılırdı.          

Dersanelerde arkalıklı sıralar, öğretmen masası ve gereken diğer araçlar vardı. Kara tahta olarak dersanenin karşı duvarının yüzünde siyaha boyanmış kara tahta büyüklüğündeki beton alan kullanılırdı.Yazmak için gereken tebeşir okul kooperatifinden sağlanırdı. Kooperatifte defter kalem ,tebeşir v.s. gibi şeyler satılırdı.Görevli öğretmenin nezaretinde son sınıflardan iki öğrenci tarafından  işletilirdi.

Zamanla öğrenci sayısının artması üzerine okulun öğretmen sayısı da beşe çıkartıldı. Avlu dışındaki iki öğretmen lojmanının ev olarak kullanılması ve öğretmenlerin bir kısmının Bektaşlı’lı olduğu için  kendi evlerinde oturmalarından dolayı bina içindeki öğretmen evine ihtiyaç kalmadı ve  dersane olarak kullanılmaya başlandı. 1945 yılında bu okuldan mezun olmuş olan kitabın yazarı, 1958-1959  öğretim yılında naklen Bektaşlı İlkokulu’na  öğretmen olarak atandığında, sabahçı olan beşinci sınıfı  bu dersanede okuttu. Öğleden sonra ise aynı dersanede Okul Müdürü Mustafa Coşkun dördüncü sınıfı okutmak süretiyle ikili öğretim yapıldı. 1959- 1960 öğretim yılında  okulun salonu bir duvarla bölünerek dersane yapıldı ve  böylece dersane sayısı beşe çıkartıldı. Bundan sonra  bütün sınıflar ayrı dersanelerde ve tam gün  öğrenim görmeye başladılar.

O yıllarda haftanın beş günü tam, Cumartesi günü yarım gün mesai yapılırdı. Cumartesi öğleyin yapılan  bayrak töreninden sonra birbuçuk gün süren hafta tatili başlardı.           Benim öğrenci olduğum 1940- 1945 yıllarında Bektaşlı İlkokulunda, çok sayıda öğretmenimiz görev yaptılar.Kevser Bardakçı, Evset Danışıklı,Mehçure Küçükay,Ata Bardakçı,Hasan Ünsal,Kamil Bey hiç unutamadığımız öğretmenlerimizdi. Öğretmen noksanlığından dolayı geçici olarak Bektaşlı’dan Mehmet Ali Taflıoğlu ve Rasim Oğuz da kısa dönem vekil öğretmenlik yaptılar.Beni ,birinci sınıfta Kevser Hanım,ikinci sınıfta vekil öğretmenler.Üçüncü ve dördüncü sınıfta Hasan Ünsal (Kanlıca köyündan),Beşinci sınıfta Evset Hanım okuttular.Onlar öğretmen okulu mezunu ve kendilerini mesleklerine adamış insanlardı.Aramızdan ayrılanlara  Allah’dan rahmet, yaşayanlara mutluluklar dilerim. Benim de bu okulda öğretmenlik yaptığım 1958-1960 yıllarında Okul Müdürü Mustafa Coşkun,öğretmenlerden Şükrü Şaylan,Hüseyin Çankaya,Ali Doğan, Şükrü Karlıkaya,Hüseyin Tunç, ,Ali Çetintaş görev yaptılar.Bunlardan da aramızdan ayrılmış olanlara rahmet dilerim.                                   

İlkokul Binası  Önünde  Bayrak töreni

1967 Yılında Köyün alt kısmındaki belediyeye ait olan arsa içine Tevfik Fikret adı verilen yeni ilkokul binası yapıldı. Kullanılmaya başlanınca sınıfların bir kısmı buraya taşındı. Bektaşlı İlkokulu’nun adı da Namık Kemal olarak değiştirildi. Bir süre yukarı okul ve aşağı okul olmak üzere ayrı iki ilkokul olarak devam etti. Bu süre içinde öğretmen sayısı da çoğaldı. Daha sonraki yıllarda köyden şehre göçler nedeni ile  öğrenci sayısının zamanla azalması üzerine yukarı okul binası tamamen terk edildi.

Bu gelişmelerin devamı olarak, 1974 yılında aşağı okulun yanında ortaokul açıldı.  1999 yılında da ortaokulla mevcut olan ilkokul  birleştirilerek ilköğetim okuluna dönüştürüldü ve   Şırnak’ta askerlik (vatani ) görevini yaparken teröristlerin döşediği mayına çarparak şehit olan Bektaşlı’lı Halim Bulut’un adı verildi. Yıllar alan bu  çabalar Bektaşlı’da okuma-yazma oranının artmasını sağladı. Bu gün Bektaşlı’da okuma-yazma oranı aşağıdaki çizelgede görüldüğü gibi ortalama olarak yüzde seksenin üzerindedir.                                                                                                 

Okuma yazma Oranı

Bektaşlı, 1950 li yıllarda 500 hane ve 3000 civarında nüfusa sahipken son yıllarda çeşitli nedenlerle, Ankara başta  olmak üzere şehirlere yapılan  göçler sonucunda 1839 kişiye düşmüştür.                                                                                              

Bu günkü  mevcut nüfusa göre okuma-yazma bilenlerin oranı aşağıda belirtilmiştir.

Toplam nüfus:         Ok.Yazma Bilenler:                   Ok.Yaz.Bilmeyenler:

    1839                              1559                                            280


Erkeklerde Okuma-Yazma Bilenler               : 1059              

Kadınlarda  Okuma-Yazma Bilenler               : 500

Okuma-Yazma Bilenlerin Toplama oranı        : 0.847

Okuma-Yazma Bilmeyenlerin Toplam oranı    : 0.152

Erkeklerde Okuma-Yazma Bilenlerin oranı     : 0.903

Kadınlarda Okuma-Yazma Bilenlerin oranı      : 0.749

 

Son elli yıldan bu yana   yurt dışına çalışmaya gidenlerle, gerek yüksek öğrenim görmek gerekse iş bulmak veya memurluk yapmak amacı ile gençlerin şehirlere yönelmesi, köydeki genç nüfusun ve okuldaki öğrenci sayısının azalmasına sebep olmaktadır. Bu olumsuz duruma karşın Bektaşlı, eğitim ve kültür bakımında halen çevre köylerden üstünlüğünü korumaktadır.

Bektaşlı İlkokulu’nun açılışından günümüze kadar geçen sürede yüzlerce gencimiz mezun olmuş ve bunların birçoğu  orta ve yüksek öğrenim yapmıştır.Orta öğretim yapanlardan Köy Enstitüsü ve Öğretmen Okulu Mezunu olanların tamamına yakını zaman zaman Bektaşlı İlkokulu’nda öğretmen ve yöneticilik yapmış ve çocukların yetiştirilmesi için emek vermişlerdir. Bunların yetiştirdiği kişilerin sayılarını tesbit etmek ayrı bir araştırma konusudur.  Burada sadece yüksek öğrenim görenlerin branşları hakkında genel bir bilgi vermekle yetineceğim. 1939-1940 yılından itibaren Köy Enstitüleri’nin Eğitim ve Öğretim faaliyetine başlaması ile o yıllara kadar ilkokuldan sonra öğretime devam etmesi nerede ise olanaksız olan köy çocuklarına bir kapı açılmıştır. Bektaşlı’da bundan nasibini almış ve 1944 -1945 Öğretim yılı sonunda Bektaşlı’dan dört öğretmen Pazarören Köy Enstitüsü’nden mezun olmuş ve  öğretmen olarak göreve başlamışlardır. Bu olay Bektaşlı’nın eğitim öğretim bakımından dışa açılmasının başlangıcı olmuştur.  1950’li yıllardan itibaren lise mezunu olanlardan çeşitli fakültelere kaydolanlar olmuşsa da 1960’ lı yıllardan sonra yüksek öğrenim görme arzusu  artmıştır. Birçok gencimiz geçen zaman içinde bu arzularını gerçekleştirme olanağı bulmuşlardır. Birçoğu Hukuk, Tıb, Eğitim, Siyasal, Ekonomi, Mühendislik, Sosyal Bilimler Fakültelerinden ve çeşitli branştaki Yüksek Okullardan mezun olmuş, halen  görevlerini başarı ile sürdürmektedirler.