Anasayfa | Kitaplar : Bir Ömrün Hikayesi | Dünden Bugüne Bektaşlı - Rasim ALTINTAŞ   Ben Okuyamam - Müşerref ALTINTAŞ   | info@rasimaltintas.com
 
 
 
 İletişim Bilgileri
 Eposta info@rasimaltintas.com
 

BEN OKUYAMAM

Müşerref ALTINTAŞ

1  ÖNSÖZ
2  BEN OKUYAMAM
3  EVİMİZ
4  BAHÇEMİZ
5  İHSAN AĞABEYİMİN GÜREŞİ
6  İHSAN AĞABEYİMİN ASKERE GİDİŞİ
7  ABLAMIN DÜĞÜNÜ ve İHSAN AĞABEYİMİN ŞEHİD OLUŞU
8  İLKOKULA KAYIT OLUŞUM
9  BABAMIN ÖLÜMÜ
10  ÇOCUK İKEN YANLIŞLIKLA KARAKOLA GÖTÜRÜLÜŞÜM
11  RAMAZAN İLE İLGİLİ BİR ÇOCUKLUK ANIM
12  ÇOCUKLUĞUMDA GÖRDÜĞÜM KÖY AĞASININ EVİNİN YAŞANTISI
13  EMİNE YENGEM İLE BİR ANIMIZ
14  ENİŞTEMLE ABLAMIN ŞAKASI
15  NEŞET AĞABEYİMLERİMİN YANINA GİDİŞİM
16  BEN OKUYAMAM
17  YENGEMİN İLK DOĞUMU
18  ADALET ÜÇÖZ İLE ARKADAŞLIĞIMIZ
19  AYŞE ULUSOY İLE ARKADAŞLIĞIMIZ
20  EVLENMEM
21  AYHAN’IN İLKOKULA KAYDOLUŞU
22  ANNEMİN ÖLÜMÜ
23  ANNEMİN ANLATTIKLARI
24  ANNEMİN SİGARA İÇMESİ
25  ANNEMİN KULLANDIĞI ÖZLÜ SÖZLER
26  RAHMETLİ KAYNANAMIN GÜREŞİ
27  DAYILARIM
28  ALANYADAKİ YAZLIK EVİMİZ
29  KALP AMELİYATI OLUŞUM
30  EŞİMİN AMELİYAT OLUŞU
31  EVLATLARIMIN NİŞANLANMA VE EVLENMELERİ
 
 
< Geri |
EVLATLARIMIN NİŞANLANMA VE EVLENMELERİ

ORHAN

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz bölümünde uzmanlığını tamamlayınca Zonguldak Devlet Hastanesine atandı. Eşi Hülya da İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden mezun olmuş Zonguldak Devlet hastanesine atanmış. İkisi de aynı hastanede görevli iken tanışmışlar, bu durumu Orhan bize söylediğinde olumlu karşıladık. O dönemde Ankara’da oturan Hülya’nın ailesi ile tanışmak üzere Orhan Ankara’ya geldi, hep beraber gidip tanıştık. Birkaç gün sonra Orhan Hülya ile birlikte bize geldi, daha sonra her iki aile birlikte aileler arasında bizim evde nişan yapılmasına karar verdik. Nişan gününü belirledikten sonra gereken hazırlıkları yaptık, yakınlarımızı, komşularımızı nişana davet ettik. Davetliler arasında yeğenim Süheyla’nın eşi Esat beyin arkadaşı da vardı, o da sağolsun eşi ile birlikte katıldılar, tüm nişan törenini kendi kamerasına kaydetti. O sırada Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nde okuyan Hülya’nın kardeşi Mustafa da okul arkadaşı ve ailesi ile birlikte geldi. Davetlimiz çok olduğu için komşumuz Nezihe Hanım evini açtı, beyler onun evine gitti, bayanlar bizim evde ağırlandı. Hülya’nın babası Harun Bey büyük bir nişan pastası yaptırmış, yanında meşrubat kuru pasta ve yiyeceklerle birlikte geldiler. Orhan’la Hülya da davetlilere hoş geldiniz dedikten sonra komşumuz Nezihe hanımın eşi Erol Bey nişan yüzüklerini taktı, daha sonra pastayı keserek birbirlerine yedirdiler. Yüzük takma töreninden sonra eğlence başladı, dans edildi, halay çekildi, sabaha kadar eğlenildi. Tüm nişan töreni kameraya kaydedildiği için daha sonra seyredip ne kadar güzel geçtiğini tekrar görebiliyoruz. Davetlileri evine bırakmak için Orhan’ın ahbabı Paşa adlı genç arabasını getirmişti. Sabah ezanı okunurken Paşa bir kısım davetlileri evlerine bırakmak üzere aldı. Ancak sarhoş olduğu için yolu şaşırmış Onkoloji Hastanesinin bahçesine girmiş, yanlışlığı anlayınca gülerek dışarı çıkmışlar.

Nişandan sonra Orhan askerlik görevini yapmak üzere Ağrı’da 200 yataklı Askeri Hastanesine doktor olarak atandı. Bir süre sonra izinli olarak Ankara’ya geldi, izinli olduğu dönemde düğün yapılması planlandığından, hazırlıklar tamamlanıp, Ankara Sıhhıye Ordu Evi kokteyl salonunda 08 Temmuz 1987 günü düğünü yapıldı. Nikâh şahitleri Orhan’ın Hacettepe Üniversitesi KBB bölümünden hocası Prof. Dr. Nazmi Hoşal ve Rasim’in amcasının oğlu öğretmen Hüseyin Çankaya idi. Düğünden sonra, gelin ve damadı konvoy halinde arabalarla eve getirdik. Arabalar kapıda durunca, yeğenim Süheyla, “haydi enişte gelini indirmek, için ne vereceksin” dedi. Rasim de yüksek sesle “Beysukent’ten bir daire veriyorum” dedi. Gelin arabadan indi ve eve çıktı, bir süre eğlence devam ettikten sonra gelin ve damadı Ordu Evinde kalmak üzere uğurladık. Ertesi gün balayına gönderdik.

Orhan askerlik görevini yaparken Hülya tıpta uzmanlık sınavında İstanbul’da Nöroloji bölümünü kazandı, Orhan askerliğini bitirince İstanbul’da yaşamaya başladılar, halen de orada oturmaktadırlar. 1990 doğumlu Koray ve 1997 doğumlu Kaan isminde iki tane oğulları var. Koray Bahçeşehir Üniversitesi Elektronik bölümünü bitirdi, şimdi İngiltere Londra’da master yapıyor, Kaan da Fransız lisesine devam ediyor. İkisine de başarılar diliyor, gözlerinden öpüyorum.

 

Orhan’ın Nişan Töreni

 

 

 

Orhan İstanbul Gürpınar’da yazlık almıştı, senenin birinde Rasim ile oraya gitmiştik.

 

 

AYHAN

Orta Doğu teknik Üniversitesi Elektrik-Elektronik Bölümü’nden mezun olup master’ını yaptıktan sonra Fulbright bursu ile Amerika Birleşik Devletleri’ne doktora yapmak üzere gitti. Doktorasını burada tamamladıktan sonra, Avustralya Canberra Universitesi’nde 11 ay öğretim görevliliği yaptı. Avustralya’ya gitmeden önce Ankara’da yeni kurulan Bilkent Üniversitesi’nden de talep gelmiş, ancak Canberra Üniversitesi’ne söz verdiği ve kitaplarını gönderdiği için orada 11 ay kalıp, Bilkent Üniversitesi’ne geldi. Bir süre sonra evlenmeye karar verdi.

Rasim’in bir öğrencisi, Rana’nın annesi Saliha hanımla aynı okulda öğretmenlik yapıyormuş, bana Saliha hanımın Üniversite mezunu kızı olduğunu söyleyince ben de Ayhan’a söyledim. Ayhan’da olumlu karşılayınca, ailecek gidip ziyaret ettik, tanıştık. Rana, Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji bölümünden mezun olmuştu, gençler de birbirini tanıdıktan sonra evlenmeye karar verdiler. Ayhan’ın doğum günü 29 Mart’ta nişan yapmaya karar verdik. Rana’nın babası Muktedir Bey nişanı Başkent öğretmen evinin düğün salonunda kokteyl şeklinde yaptı. Yüzükleri yeğenim Süheyla’nın eşi Esat Bey taktı. Aynı yıl, 13 Haziran 1993’de Atakule nikâh salonunda nikâhları oldu. Nikâh şahitleri Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tuncay Birand ve Bilkent Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Baray beylerdi.

Nikahtan sonra gelin ve damadı bizim eve getirdik. Akrabalarla birlikte gelini karşıladık. Gelin, kaynana iyi geçinmemiz için birbirimizin ağzına bal sürdük. Bir süre eğlence devam etti, gelin ve damadı Ayhan’ın Bilkent Üniversitesi içinde kaldığı Lojmanına akrabalarla birlikte konvoy halinde yolcu ettik. İki gün sonra Ayhan ve Rana kendi evlerinde arkadaşlarına parti verdiler. On gün kadar sonra da balayı için Paris, Newyork ve Portoriko’ya gittiler. Ayhan halen Bilkent Üniversitesi Elektrik-Elektronik Bölümünde Profesör olarak çalışmaktadır. 1996 doğumlu Burak ve 2001 doğumlu Beste Nur isimli iki çocukları var. İkisi de çok akıllı çocuklar olup okullarına başarı ile devam etmektedirler. Ailecek hepsine ömür boyu mutluluk ve başarı dileriz.

 

Ayhan’ın Nişan Töreni

 

KAYHAN

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olduktan sonra, Ankara Hastanesi Radyoloji Bölümü’nde ihtisasını yaptı. İhtisasını bitirdikten sonra Sevgi Hastanesi Radyoloji Bölümü’nde göreve başladı. Bir proje kapsamında General Electric Ankara Şubesinde çalışmalar yaparken eşi Şule ile burada tanışmış. Durumu bize söyledikten sonra Şule ile birlikte bize geldiler, ben Şule’yi görünce sevdim. Birkaç gün sonra ailesiyle tanışmak için evlerine gittik. Sonra onlar bize geldirler, böylece birbirimizi tanımaya çalıştık. Bu tanışmadan sonra gençlerin nişanlanması konusunda karara vardık. Nişan hazırlıklarına başlandı, kız evinin organize ettiği nişan 30 Nisan 1992 günü Ankara Üniversitesi Konuk Evi Lokali’nde her iki ailenin yakınları ve tanıdıklarının katılımıyla gerçekleşti. Davetliler arasında Kayhan’ın isim babası o sırada Devlet Denetleme Kurulu Başkanlığı görevinde bulunan Fahri Öztürk Bey ve değerli eşleri Nuran Hanım da vardı. Yüzük takma sırası gelince Fahri beyden gençlerin yüzüklerini takmalarını rica ettik o da bizin kırmadı ve yüzükleri mutluluk dilekleriyle taktı. Yüzükleri takarken “Kayhan doğduğu zaman adını ben koymuştum nişan yüzüğünü de takmak bana kısmet oldu” dedi.

Aradan biraz zaman geçince düğün yapmaya karar verildi. Hazırlıklar başladı ve Atakule nikâh salonundan randevu alındı. 15 Mayıs 1993 de davetlilerimizle birlikte nikâh törenini yaptık. Nikah şahitleri Şule’nin amcası hakim İbrahim Güroğlu ile Dr. Nevin Tamaç idi. Daha sonra her iki aile yakınlarımızla birlikte Saraylı Restaurant’ta yemek yedik. Gelin ve damat yemekten sonra arkadaşları ile birlikte eğlenmeye gittiler. Eğlenceden sonra A.Ayrancı’da kiralanan evlerine gönderdik. Balayı için Paris’e gittiler. Kayhan’ın işi gereği daha sonra İstanbul’a taşındılar halen İstanbul Kozyatağı semtinde yaşıyorlar. Allah mesut ve bahtiyar etsin.

1995 doğumlu Dicle ve 2002 doğumlu Ceren isimli iki kızları var, her ikisi de İstanbul’da Eyüboğlu kolejinde okuyor. Hepsinin gözlerinden öper, başarı, mutluluk ve sağlık dilerim.

 

Kayhan’ın Nişan Töreni

 

ASLIHAN

Aslıhan Orta Doğu Teknik Üniversitesi İstatistik Bölümü’nden mezun olunca Başarı Elektronik’te çalışmaya başlamıştı. Eşi Levent’te orada çalışırken tanışmışlar ve evlenmeye karar vermişler. O yıllarda Alanya’da yaz aylarında Rasim ile birlikte gittiğimiz yazlık evimiz vardı. Yazlıktan döndüğümüzde Aslıhan durumu bize söyledi, biz de tanışmak istedik. Levent’in annesi Münire Hanım memleketi Ordu’ya gitmiş, gelince bize haber verdiler. Ertesi gün Levent, annesi ve kızkardeşi ile birlikte bize geldiler. Tanışmada dünürümüz Saliha Hanım, Muktedir bey ile Rana ve Ayhan da vardı. Hep birlikte oturup tanıştık ve sohbet ettik. Bir hafta sonra kız istemeye geldiler. Biraz sohbetten sonra kız isteme konusu açıldı. Ne yapacaklarını ve isteklerimizin olup olmadığı sorulunca, Ayhan “biz kızımıza bir katır altın isteriz” diye espri yaptı. Gelinim Rana da damada tuzlu kahve yapmış, damat kahveyi içince eyvah bunlar heyecandan kahveye şeker yerine tuz atmışlar diye düşünmüş. Ama kimsede tepki olmadığını görünce kendisine özel yapıldığını anlamış, oyunu bozmamak için sonuna kadar içmiş. Ertesi hafta bizim evde nişan yapmaya karar verdik. 11 Ekim 1997 tarihinde Levent’in ailesi ve yakınlarının bizim de yakınlarımızın katıldığı nişan töreni bizim evde yapıldı. Nişan pastasının üzerindeki gülü dünürüm Münire hanıma “pastanın gülünü kayınvalideler yer” diyerek verdim, Münire hanım beni kırmadı gülü ağzına attı, evirdi çevirdi ama bir türlü yiyemedi, mecburen ağzından çıkardı meğer pastanın gülü şekerden değil plastikten yapılmış. Düğünün Atakule nikâh salonunda 22 Kasım 1997 tarihinde yapılmasına karar verildi. Damadın Eryaman’daki evine kendi temizlikçi kadınımı götürdüm. Bir iki gün sonra Rasim’in öğretmen okulundan öğrencisi olan Nuh Eski Yapan İlkokulu Müdür Yardımcısı Ayla Kütükoğlu’nu yanıma aldım sandık içi çeyizini sermek için gittik, çeyizi serdik. Döndükten sonra biraz zaman geçince bizim evin kapı zili çaldı. Açtım, kapıcı Ayşe elinde bir sini baklava “Müşerref abla, ablanın kızı İhsaniye düğün baklavası yapmış, sizi bulamadığı için bana bıraktı, selam söyledi” dedi. Biraz sonra telefon çaldı, karşı apartmandan köylümüz Havva “ablanın kızı abla size bir sini düğün baklavası yapmış. Sizi bulamayınca bana bıraktı” dedi. Ben de her ikisine teşekkür ettim.

Nikâh günü Aslıhan kız arkadaşları ile birlikte bizim semtteki kuaföre gittiler. Aslıhan gelinliğini de kuaförde giydi, hep birlikte bizim eve geldiler. Damadın annesi ve yakınları gelini almak için bize geldikler, biraz sohbetten sonra yeğenim Süheyla gelini küçük odaya aldı, damat gelini almak için geldiğinde “gelin çıkmıyor” dedi. Yeğenim Yaşar’ın küçük kızı Betül’e damat harçlık verdi. Bunun üzerine kapı açıldı. Damat gelini alıp önce fotoğrafçıya sonra Atakule nikâh salonuna gitti. Nikâh şahitleri Başarı Elektronik’ten Emin Alkan ve Levent Aydoğan idi. Nikahtan sonra gelin ve damat kayınvalidenin evine gittiler. Levent’in akrabası Naciye Hanım, yeni evlilerin mutlu, huzurlu olması için Aslıhan’ı kapı eşiğinden atlatmış, yemek karıştırmış, bal yedirmiş. Gençler akşam eğlenceye gittiler, ertesi gün Aslıhan ile Levent bize gelip ellerimizi öptüler ve balayı için Paris’e gittiler. Kayhan daha önce Paris’e gittiği için gördükleri yerler hakkında bilgi verdi. Aslıhan ve Levent 3 yıl Eryaman’daki evlerinde oturduktan sonra Çayyolu’na taşındılar, şimdi de yine Çayyolu’nda kendi yaptırdıkları evde oturuyorlar. 2011 doğumlu Sera isminde bir kızları var. Kendilerine ve çocuklarına ömür boyu mutluluk ve başarılar dilerim.

Damadım Levent bize şöyle söylüyordu. “Anne, baba kendinize iyi bakın! 2015 te 60. Evlilik yılınızı tamamlıyorsunuz, kutlama yapacağız, şu benim bahçede 60 tane havai fişek atacağız, ne mutlu size!” diyordu, biz de teşekkür ediyorduk. Ama, olmadı, 57 yılda kaldık. Eşimi kaybettim.

Rasim Van’da asker iken (1965 yıllarında) bir tane fal bakan kadın evleri dolaşıyor, herkesin falına bakıyordu. Evimizin önünden geçerken bana bakarak “hanım senin de falına bakayım” dedi. Ben de “gel, bak!” dedim. Geldi. “Bir tasa su koy getir” dedi. Suyu getirdim. Suya bakarak söylemeye başladı. “Kocan senin çok seviyor, ama sen kedi gibi yüzüne atılıyorsun, aman aman, seni çok kıskanıyorlar, arka arkaya oğlan doğuruyor diye” dedi. “Sen çok kısmetlisin, saçının içinde alnına yakın yerde bir teli var, o hep kısmettir, bu evin kısmeti hep sende, bir tane kızın olacak, kolunda beni var. O kız seni öyle yaşatacak ki kabelere türbelere götürecek, son yaşında rahat yaşayacaksın. Sen sabırlı bir insansın, biraz daha sabret, senin çekemeyenlerin sonunu göreceksin” dedi ve gitti. Para yerine bulgur vermiştim. Bu fal şimdi bayağı çıkıyor.

 

Orhan ve eşi Hülya, Ayhan ve eşi Rana, Kayhan ve eşi Şule, 2004 yılı Ramazan bayramında bizim evde iken.

 

Eşim, evlatlarım ve torunlarım ile birlikte 2009 yılı ramazan bayramında

 

Evlenmemizin 50. Yılında Alanya’daki yazlığımızdaydık. O gün Alanya’ya gidip 50. Yıl anısına Rasim’le resim çektirdik.

 

Evliliğimizin 50. yılında çekilen resim

 

 

Orhan’ın İstanbul Gürpınar’daki yazlığında Rasim’in kitabını yazarken.

 

 

Rasim ile birlikte bir davette

 

 

Torunum Sera ile birlikte. (Aslıhan’ın kızı)

 

Rasim ve torunum Sera ile birlikte

 

 

Buraya kadar hayatımı ve hayatım boyunca karşılaştığım zorlukları iyi ve olumsuz günleri anlatmaya çalıştım. Ancak hayatımın her zorluğunu anlatırken hatırlayamadığım hususlar da olmuştur. Genel olarak değerlendirdiğimde durumumdan memnun olduğuma ve şükretmem gerektiğine samimi olarak inanmaktayım.

Şu anda çocuklarımın kendi yaşantılarını düzene koymuş ve ailecek mutlu yaşamalarını gördükçe ben de mutlu olmaktayım. Bütün annelerin benim gibi olmalarını tanrıdan dilerim. Bu kitabı okuma fırsatı bulanların da benim yaşantımdan kendileri için ders alarak günlük hayatlarını daha iyi değerlendirmelerini temenni ederim. Bu anılarımın torunlarıma ve onların çocuklarına bırakabileceğim en iyi miras olduğunu düşünmekteyim.

Kitabımın yazılmasında emeğini esirgemeyen sevgili eşim Rasim’e buradan çok teşekkür ederim. Evlatlarım Orhan, Ayhan, Kayhan ve Aslıhan’a da desteklerinden dolayı ayrıca çok teşekkür ediyorum. Babamın ablama rüyasında verdiği bir top anahtarın evlatlarım olduğunu düşünüyorum, ana babalarını yalnız bırakmadıkları ve her zaman bize destek oldukları için onlarla gurur duyuyorum. Hepsine eşleri, çocukları ve ileride torunları ile birlikte mutlu sağlıklı bir ömür diliyorum.