Anasayfa | Kitaplar : Bir Ömrün Hikayesi | Dünden Bugüne Bektaşlı - Rasim ALTINTAŞ   Ben Okuyamam - Müşerref ALTINTAŞ   | info@rasimaltintas.com
 
 
 
 İletişim Bilgileri
 Eposta info@rasimaltintas.com
 

BEN OKUYAMAM

Müşerref ALTINTAŞ

1  ÖNSÖZ
2  BEN OKUYAMAM
3  EVİMİZ
4  BAHÇEMİZ
5  İHSAN AĞABEYİMİN GÜREŞİ
6  İHSAN AĞABEYİMİN ASKERE GİDİŞİ
7  ABLAMIN DÜĞÜNÜ ve İHSAN AĞABEYİMİN ŞEHİD OLUŞU
8  İLKOKULA KAYIT OLUŞUM
9  BABAMIN ÖLÜMÜ
10  ÇOCUK İKEN YANLIŞLIKLA KARAKOLA GÖTÜRÜLÜŞÜM
11  RAMAZAN İLE İLGİLİ BİR ÇOCUKLUK ANIM
12  ÇOCUKLUĞUMDA GÖRDÜĞÜM KÖY AĞASININ EVİNİN YAŞANTISI
13  EMİNE YENGEM İLE BİR ANIMIZ
14  ENİŞTEMLE ABLAMIN ŞAKASI
15  NEŞET AĞABEYİMLERİMİN YANINA GİDİŞİM
16  BEN OKUYAMAM
17  YENGEMİN İLK DOĞUMU
18  ADALET ÜÇÖZ İLE ARKADAŞLIĞIMIZ
19  AYŞE ULUSOY İLE ARKADAŞLIĞIMIZ
20  EVLENMEM
21  AYHAN’IN İLKOKULA KAYDOLUŞU
22  ANNEMİN ÖLÜMÜ
23  ANNEMİN ANLATTIKLARI
24  ANNEMİN SİGARA İÇMESİ
25  ANNEMİN KULLANDIĞI ÖZLÜ SÖZLER
26  RAHMETLİ KAYNANAMIN GÜREŞİ
27  DAYILARIM
28  ALANYADAKİ YAZLIK EVİMİZ
29  KALP AMELİYATI OLUŞUM
30  EŞİMİN AMELİYAT OLUŞU
31  EVLATLARIMIN NİŞANLANMA VE EVLENMELERİ
 
 
< Geri | İleri >
ANNEMİN KULLANDIĞI ÖZLÜ SÖZLER

 "Elin vergisi, gönül sevgisi"

"İşin yoksa ağa kapısına dolan"

"Yanan ile yenene dağ dayanmaz"

"Al zenginin kızını, döndürsün babasının evine, al fakirin kızını yine döndürsün babasının evine"

"Allahım az verip baktırma, çok verip azdırma"

"Fakirin yüzü soğuk olur"

"Yelin eserken harmanını savur"

"Sıcakla zenginlikten zarar gelmez"

"Ağaya varması kolay da, çakşırını (zahmetini) çekmesi zor"

"Hayrını koruyacak kadar şerrin olmalı"

 

Haddini bilmezler için

"Açlığından ölmüş paşanın kızı"

"Bir ambar buğdayın bir avuş mosturası (örnek) olur."

"Herşeyi bilirim diyen hiç birşey bilmez"

"Sen kendini övme, seni el övsün"

"Ağzına anadutla ot yetmiyor"

"Deli evladın var malı niden, akıllı evladın var, yine malı niden"

"Eskiden köşek devenin arkasından giderdi, şimdi ise deve köşeğin arkasından gidiyor"

 

Mevsimler ile ilgili sözleri

"Sakın Aprul beşinden camuzu ayırır eşinden"

"Aprul apışacak, dudak yere yapışacak"

"Karga anlatmış: Gücükte bir kar yağdı, bir kar yağdı, güdük devenin kuyruğuna çıktı. Eğildim ibiğim değdi, doğruldum kuyruğum değdi, bir de baktım ki çitçiler çift sürüyor"

"Mart dokuzu, dokuzun dokuzu, dokuzun otuzu, getir hıdırellezi vereyim yazı"

"Dağlar karını Martta alacak"

"Martta şıçan siğmeyecek, Nisanda yağıp dinmeyecek, Mayıs övünecek"

"Karakış karada, zemheri arada, gücük devenin kuyruğunda"

 

Asalet üzerine

"Erkeğin kötüsü karısını döver, kadının kötüsü çocuğunu döver"

"Oğlan evlendirirken ata bin de soy ara"

"Otu çek, köküne bak"

"Dek duranın devesi ölmez"

"İyilik er kişinin karı, kötülük her kişinin karı"

"Asil azmaz, bal kokmaz, var yağına tuz ara"

"Kokarsa yağ kokar, çünkü cinsi ayrandır"

"Sorma kişinin aslını, sohetinden bellidir"

"Susmak alimin süsü, cahilin örtüsüdür"

"El elin aynasıdır"

"Ele değen saman çuvalına değer"

"El dedin mi dudak dudağa kavuşmuyor"

"Söyleme sırrını dostuna, söyler dostunun dostuna"

"Evinizi temiz tutun, her an gelen gelen olur, kalbinizi temiz tutun her an ölüm olur."

"Elin iyisi olmaz, itin dayısı olmaz"

 

Gelin olacak kız için

"Vardığın yer kör ise gözünü kırpa bak"

"Çeyizli çeyizini sığdırana kadar, çeyizsiz kendini sığdırmış"

"At ile avrat yiğidin ikbaline"

"Yiğdin karısı çirkin olmalı"

 

Temkinli olmak için

"Bin düşün bir söyle"

"Yiğidi öldür, hakkını ketmetme"

 

Avantacı biri için

"Deveyi hamuduyla yutuyor"

"Duran kumaş pahasını eder"

"Duvarı nem, insanı gam öldürür"

"Turpun sıkından seyreği iyi olur"

 

Nazar için

"Nazar, deveyi kazana insanı mezara sokar"

 

İnsanlar için

"Muhannet komşu insanı hacet sahibi yapar"

"Deli külüyü külüyü, ipim sapım kalmadı"

"Güzele köpen (kaba bir kumaş) çirkine vala (ipek) neylesin"

"İnsanın iyisi ile havanın iyisine doyum olmaz"

"Bin bilsen de bir bilene danış"

"El adama akıl verir para vermez"

"Atın azgın ise dizginini çek"

"Kocanın eşe (önemli) dediğine cümle alem Paşa der"

"Güzel idin hani yerin, etli idin hani derin"

"Kendi söyler el güler, alemin şekeri; kendi söyler kendi güler alemin sakarı"

"Aldığını vermeyen aradığını bulamaz"

"Yaz gününün yağışı karı ile kocanın döğüşü çabuk geçer"

"Hamlar has olacak, kemler belasını bulacak"

"Ye yağlıyı iç suyu donarsa donsun; ye tatlıyı içme suyu yanarsa yansın"

"Bir of çeksem karşıki dağlar kütüler; benden rahat oldu benden kötüler"

"Bir yerin ağrırsa vay anam dersin, vay babam demezsin"

"Neler yedi bu diş, ne altın oldu ne gümüş"

"Ucuzdur vardır illeti, pahalıdır vardır kıymeti"

"Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste"

"Sarımsağı gelin etmişler, kırk gün kokusu çıkmamış"

"Sirkeyi sarımsağı hesap eden paçayı yiyemez"

"İki kaynar, bir coşar, güzelin aşı tez pişer"

"Paran varsa Kayseri, paran yoksa eyseri (büyük çivi)"

"Duvara dayanma yıkılır, ağaca dayanma sökülür, insana dayanma ölür"

"Hayırlı işi uzatma, şer gelir; şerli işi uzat hayır gelir"

"Kalbine verme hüzün, malda olmasın gözün"

"Uyan hey yolcu uyan, kazanır divan duran, vakit zayi etme bir an, paydos çanı çalmadan, uyan ey yolcu uyan"

"Aç koyma hırsız edersin, çok söyleme huysuz edersin"

"Analar tahtını yapar ama bahtını yapamaz"

"Gelin oyunu severdi, güvey de çalgıcı çıktı"

"Ağanın malı gider, azabın canı gider"

"Elden gelen öğün olmaz, o da vaktinde bulunmaz"

"Tuzsuz ev tuzlu evi yalıya yalıya tüketir"

"Fakirin tavırlı olanına "açın kabadayısı" denir"

"Köpeksiz köye rastladın da elin deyneksiz geziyorsun"

"Eşek ölür semeri kalır, insan ölür eseri kalır"

"Ürümesini bilmeyen it, sürüye getirir kurt"

"Gelin bir gonca gül, gelin iki kavga yükü, gelin üç bırak kaç"

 

Annemin tavsiyeleri ve yaptıkları:

Annem namaz kıldıktan sonra şöyle dua ederdi: "Kahpe kadın ve puşt oğlan şerrinden sen sakla, esirge yarabbim."

Kadının birine "hem cennete hem düğüne çağırıyorsun, hangisine gidersin diye sormuşlar: "hele cennet duradursun, düğüne giderim düğüne" demiş.

Bir Erzurumlu köyden köye yaya olarak gidiyormuş. Hava da soğuk ve rüzgarlı imiş. Adam göğsünü açmış, "es bakalım koç yiğidin bağrına" demiş. Adam yürümüş, rüzgar devam etmiş. Biraz yürüdükten sonra soğuk içine işlemeye ve titremeye başlamış. Dayanamaz duruma gelince "es bakalım, bir garip öldürünce eline ne geçecek" diyerek sitem etmiş.

Karısı veya kocası ölüp te oğlunun ve gelininin bakımına muhtaç olan yaşlılar şöyle derdi: Kaldık oğul eline, mudara (muhtaç) eyle geline.

Evvel bağlar bizim idi, salkım salkım üzüm idi, şimdi bağlar elin oldu, salkım salkım koruk oldu.

Ecel gelince bu cana, baş ağrısı bir bahane, mezar taşıma yazılsın, bugün bana, yarın sana.

Kırlangıç kuşuna neden bir aşağı bir yukarı uçuyorsun diye sorunca "belanın bir altından bir üstünden geçiyorum" diye cevap vermiş.

Annem boş oturan birini görince "şeytanı sevindiriyorsun, kalk eline bir iş al" derdi.

Annem derdi ki “Gücün varsa kızınla otur, paran varsa oğlunla otur, aklın varsa yalnız otur.”

“İnekle öküz yayana bağlı olarak saman yiyorlarmış, öküz ineğe “sık sık çabuk ye çifte gideceksiz” dermiş, sabahleyin sahibi gelip öküzün yularını çözünce inek “bak çabalıyan gider çifte” demiş.”

 

Annemin ıstar dokurken söylediği türkü ve ağıtlar:

 

Elma yer benim yarim

Dilleri narin yarim

Ellerle güler oynar

Gelir bana der yarim

 

Merdiven basak basak

Çıkma yukarı yasak

Validen emir geldi

Kızlara koca yasak

 

Mangal maşasız olmaz

Vali paşasız olmaz

Öyle vali halt etmiş

Kızlar kocasız olmaz

 

Gidiyorum işte gör

Hayalde gör düşte gör

Hiç kıymetim bilmedin

Bir kötüye düş te gör

 

Lengerinin kalayı

Kızlar çeker halayı

Her adam yar mı sever

Onun da var kolayı

 

Ağustos sıcağı da Temmuzun yeli de bana değsin, nazlı yare değmesin.

Bir karı kocanın bir tek kızı varmış. Bir gün kızın babası karısına "hey avrat, kız büyüdü gari, şu eşeği satalım da kıza çeyiz hazırlayalım" demiş. Bu sözü duyan kız "hay Allah gavurun ağası, adamın gülağını getiriyor (güldürüyor)" demiş. O yıllarda babaya ağa derlerdi.

Bir sığırtmaç bir yıllığına köyün sığırını gütmek için anlaşma yapmış . İlk gün sığırı toplamış gitmiş, akşam olunca sığırı getirmiş, dağıtmış, evine gelmiş. Karısına "al avrat şu deyneği, şunun şurasında onbir ayla 29 günümüz kaldı" demiş.